8 Eylül 2022 Perşembe

BEN MERHAMETİ YEĞLİYORUM (ŞİİR)

 Bugün; sevgi, şefkat ve merhamet üzerine bir deneme yazmak istiyorum

Montaigne ve Mevlana geldi bu yüzden aklıma! Mevlana, merhamet

Montaigne, deneme demek çünkü bende, bence

Issız bir adaya ya da uçsuz bucaksız bir çöle ya da bir bataklığa düşecek olmanız, önlenemez 

Bir yazgınız

'Sevgi, şefkat ve merhamet'ten yalnızca birini yanınıza almak, istemek hakkınız olsaydı

Hangisini seçerdiniz

Yine; eşinizden, sevdiğinizden, çocuklarınızdan ya da bu üç şeyden hangisini isterdiniz?'

Ben 'Merhamet'i yeğlerdim,

Deneme sevgisi de bir sevgidir

Deneme denilince, benim de aklıma hemen Montaigne gelir

Batılı eğitim veren okullarımızda beynimiz öyle yıkanmış, şartlandırılmıştır çünkü 

Montaigne’in deneme türüyle özdeşleştirilmesi; deneme türünün temsilcisi

Simgesi sayılması Montaigne’in deneme sevgisinden, ustalığından değil

Seneme türünün felsefeye olan yakınlığından

Denemenin edebiyatın değil, gerçekte felsefenin bir türü ve Montaigne’nin de 

Bir yazardan çok düşünür, felsefeci olmasından ileri gelir bence daha çok

Gerçekten de Montaigne bir edebiyatçı, yazar olmaktan çok filozof, düşünür 

Olarak tanımlanır

Düşüncem şudur ki deneme; edebiyatın bir alanı olmaktan çok, felsefenin edebiyatıdır,

Kendi tarihimize, halkımıza ait yazarların, düşünürlerin dışlanması, küçümsenmesi

Yanlışlanması

Batılı yazarların ve düşünürlerin ise övülmesi, baş tacı edilmesi, doğrulanması

Türkiye’deki Batıcı aydınların adeta ulusal geleneği ve tabusu sayılmakta gibi geliyor bana 

İşte bu yüzden ki Mevlana’nın 'Yanmayan yakamaz!' sözüne; korsuz, sönmüş, soğuk

Kara bir küle bakar gibi bakılırken Montaigne ise haksız yere ve bilinçsizce baş tacı edilmiş

Eşsiz bir ışık, önder sayılmıştır bu kişilerce

Bence ise her Batılı yazarınki ve düşünürünki gibi Montaigne’in yazıları da yanlışlarla

Mantıksızlıklarla dolu

Örneğin, 'Denemeler'inde, 'Yaşama Bağlılık' bölümünde, Timurlenk’i

Cüzzamlılara iyilik, insanseverlik yaptığını söyleyerek

Rastladığı her cüzzamlıyı öldürmesi yüzünden zalim olarak tanımlıyor

Bu düşüncesine ise Stoalı filozof Antisthenes’in ağır hasta yatarken 'Beni bu acıdan kim 

Kurtaracak!' diye bağırdığında 

Onu ziyarete gelen Diogenes’in 'İşte bu hançer seni hemen kurtarır' diyerek 

Bir hançer uzattığında 'Yaşamaktan değil acılarımdan kurtulmak istiyorum' diyerek 

Yaşama sevgisini kutsamasını

Kendisinin, yaşıyor olmayı her şeyden, her acıdan üstün, değerli, önemli tutma düşüncesine 

Kanıt gösterme yanlışına düşüyor

Ona göre bu sözü bir Türk’ün değil de bir Batılının söylemiş olması doğruluğuna kanıttır

Tıpkı Batıcı aydınlarımızın 'Kutsal kanıları'’ gibi

Oysa öyle anlar, acılar, olaylar vardır ki insan, ölmenin dışında başka hiçbir şeyi istemez

Yani yaşam, her acıdan üstün, değerli değildir

Dinmesi olanaksız acılar, yaşamdan üstün, değerli midirler sanki

Yurdu düşmanlarca işgal edilmiş, halkına zulüm edilen insanlar büyük olasılıkla yurtlarını 

Ve halklarını kurtarmak uğrunda ölmeyi ya da acıyı yani yaralanmayı

Sakat kalmayı yeğleyeceklerdir

Demek ki bir sevgi türü olan deneme yazma sevgisi de insanı ve doğal ki Montaigne’i de 

Yanlışlardan koruyamıyor

Sevgiye kuşkuyla bakılması, sevginin yazgısı olacak sanırım,

Avrupa’da, Ortaçağ’da, Engizisyon Mahkemelerinin işkence ettiği, yaktığı insanlar 

Büyük olasılıkla bir an önce ölerek acılarından kurtulmayı istemişlerdir Montaigne’e ters 

Düşerek

Sanırım Montaigne Ernest Hemingway, Jack London gibi intihar eden 

Birçok Batılı yazarı, Batılı saymakta da kuşkuya düşecektir,

Ülkemizde bu denli çok Batı sevgisi, tutkusu, övgüsü varken

Batıda o denli çok Türk ve Türkiye düşmanlığının olması ilginç bir sevgi yaklaşımı

İki düşman, birbirinden sevgi ve şefkat değil merhamet diler ancak

İnsanlar, ülkeler ve yandaşları merhamet dilenmeyi gururlarına, onurlarına 

Yediremeyecekleri

Küçümsedikleri, aşağıladıkları insanlarla ve ülkelerle düşman olmamalıdırlar

Ben Batıya ve Montaigne’e düşman değilim

Umarım Batı da bize düşman değildir

Ama bence, Montaigne hatalı ise onu kendine yol gösterici yapan Batı 

Ve hem Batıyı hem de Montaigne’i kendilerine ve Türkiye’ye örnek gösteren Batıcı Türkler 

De hata içindedirler, anlatmak istediğim, bu

Bence Montaigne’nin, zalimlik örneği olarak Timurlenk’i örnek vermesi

Batıdaki ve kendisindeki Türklük düşmanlığının deneme ile dışa vurumudur

Montaigne’nin deneme sevgisi, onun bu düşmanlık ön yargısının 

Merhametsizliğine yenilmiş kanımca,

Batılı yazar, şair ve düşünürlerin bu Türk ve Türkiye düşmanlıklarının

Bu yazar, şair ve düşünürlerin, Batıcı Türkiyelilerce beğenilmelerinin temelinde yattığına da 

Eminim, ulusal yazar, şair ve düşünürlere düşmanca sırt dönülüp

Mantıklılık, gerçekçilik, doğruluk, insan sevgisi, çağdaşlık gibi nedenlerin değil

Batılı olmanın ve Batılılıkta birleşmenin ön koşulu, merhametsizlik kanımca

Ağır, çaresiz hastalıklara yakalanmış hastalardan dileyenlere ötenazi hakkını veren 

Bugün Batının bizzat kendisi değil mi

Demek ki Batı da Timurlenkleşmiş,

Bence; merhamet, sevgiden ve şefkatten yüksek, üstün bir değerdir

Bir insan bir kediyi sevebilir, üstelik şefkatle de sevebilir

Buna insanlar gülümserler, hoş bakarlar 

Ama bu kediden merhamet dilenen insana kahkahalarla gülerler

Batıdan ve Montaigne’den merhamet dilenmiyorum

Batının da bizi yalnızca sevgi ve şefkatle sevdiğine inanıyorum,

Esmaü’l-Hüsna’da Allah’ın doksan dokuz güzel ismi, sıfatı vardır

Bunların sıralanışı değişik olmakla birlikte 'Merhametli' demek olan 'Rahim' ismi

Sıfatı hep baştan ikinci sırada yer alır

Yani Allah, en başta sevgi ve şefkat ile değil, rahmet ve merhamet ile anlatılır, tanımlanır

Hz. Muhammed ise sevgi ve şefkatle

Ben merhameti yeğlerim,

Bahçemdeki gülden ne isteyebilirim

Rengini ve kokusunu ben istemeden veriyor zaten

Ondan isteyebileceğim tek şey, dikenlerini bana batırmaması yani merhametidir

Bir sevgiliden ne istenebilir

Sevgisini ve şefkatini vermektedir zaten ki sevgilidir

Ondan istenebilecek tek şey terk etmemesi, ayrılığı uzak tutması yani merhametidir

Bataklığa düşmüş bir insan sevgi, şefkat değil merhamet ister ancak

Depremden, yangından, selden, yanardağdan, kuraklıktan, yokluktan da 

Sevgi, şefkat değil merhamet istenir ancak,

Sevgi ve şefkat

Merhametsizlik gibi görünen bir şeyle de birlikte de bulunabilir

Töre ve namus cinayetlerinin kurbanları nefret edilen kimseler değil

Uğurlarına can verilecek, baştacı edilecek kadar çok sevilen kimselerdir

Babasının Allah’a kurban etmeye götürdüğü oğlu İsmail de babasının gözbebeği

Canı, biriciği, sevgilisi değil miydi

Bize merhametsizlik gibi görünen şeyler gerçekte merhamet olamaz mı

Bence bize her merhametsizce görünen şeyde sevgisizlik, şefkatsizlik, merhametsizlik 

Aramak da 

Her merhamette sevgi, şefkat ve merhamet aramak da yanlış

Cellat yasalar gereği, merhametsizce öldürmesi gereken suçluya sevgi, şefkat ve merhamet 

Duyuyor olamaz mı

Sanırım ki insanlarda sevgi ve şefkat yerine merhamet olsaydı dünyada savaşlar, cinayetler 

Olmazdı

Sevgisi ve şefkati olan insanda merhamet yoksa hertür merhametsizliği yapabilir

En kanlı, en merhametsiz diktatörler bile kedilerine, köpeklerine, çocuklara, güzel kadınlara

Güzel tablolara sevgi ve şefkat göstermişlerdir,

Anladığım kadarıyla din, her şeyden önce 'Merhamet' demektir, 'Sevgi ve şefkat' değil. 

Çünkü bir tuzu, şekeri, ekmeği yani cansız bir nesneyi bile israf etmeden kullanmak 

Merhametliliktir bana göre

Bir insanı kötü insan yapan şey, en başta, merhametsizliğidir

İnsanlara sevgi ve şefkat göstermemesi değil

Nasrettin Hoca’nın parasız çocuklara 'Parası olan, düdüğü çalar' demesi de 

Bir merhametsizlik örneği ama Nasrettin Hoca’nın çocukları da düdükleri de 

Sevdiğine eminim,

Yine Ortaçağ Engizisyonu'nda, insanlara işkence ettirip, onları yaktırıp öldürten rahiplerin

Papazların, piskoposların ve o insanları işkence edip yakıp öldüren cellatların yüreklerinde

İnançlarına, kutsal kitaplarına, eşlerine, çocuklarına, evlerine, tavuklarına, kedilerine

Köpeklerine, çiçeklerine, paralarına, mallarına, mevsimlere, yağlıboya tablolara

Güzel heykellere ve daha çok şeye yönelik sevgi ve şefkatlerinin olduğuna eminim

Belki de insanlara işkence etmekten, insanları yakmaktan zevk de duyuyorlardı

Duyamadıkları, duymayı başaramadıkları tek şey, merhametti

Belki de bu ölümcül gündüzlerinin gecelerini eşlerinin, sevgililerinin ay ışığı tenlerindeki 

Sevgi ve şefkatte geçiriyorlardı

Merhamet bilgeliğin, ermişliğin mantığı, ışığı kanımca; sevgi ve şefkat ise merhametin 

Mantığı ve ışığı,

'Hiçbir insan ıssız bir ada değildir' demiş, İngiliz yazar ve papaz John Donne

Ben merhametle dolu ıssız bir ada olmayı yeğlerim

Belki kötü, yanlış yolda olduğunuzu düşünerek size sevgi ve şefkat göstermeyebilirim o 

Zaman ama merhamet göstereceğimden emin olabilirsiniz, düşmanım da olsanız

Sevgi, şefkat, merhamet; üçü de çok güzel, değerli ama seçmek zorunda kalsaydım 

Merhameti seçerdim, merhametten maraz doğsa da

Bana dolan, algıladığım, yaşadığım sevgi, şefkat beni mutlu eder yalnızca

Merhametimse herkesi ve herşeyi

Mevlana’ya 'Gel, ne olursan ol, yine gel' dedirten de merhameti 

Ve Allah’ın merhametliliği değil midir,

Adil ve merhametli olmak

Hep sevgiden, şefkatten üstün, önemli, değerli tutulmuş tarih boyunca

Tarih kitaplarında padişahlar, krallar hakkında 'Merhametli' ya da 'Merhametsiz idi 'denilir 

Ama 'Sevgili'  ya da 'Sevdalı idi' diye yazılmaz pek

İnsanlar için, padişahların, kralların sevgi dolu, sevdalı, şefkatli olması değil merhametli 

Olması daha çok önem ve değer kazanmıştır, adaletli olmalarından bile

Çünkü insanlar ya işledikleri suç yüzünden ya da padişahın, kralın ruhsal yapısı

Kişilik durumu, o anki öfkesi, kızgınlığı nedeni ile merhametsizce cezalandırılabileceklerinden 

Korkmuşlardır hep

Gerçekten de padişahlar, krallar en yakınlarını, en sevdiklerini bile merhametsizce 

Cezalandırabilmişlerdir,

Sevgide de merhamet vardır ama ne yazık ki herkes herkesi sevemez

Şefkatte de merhamet vardır ama ne yazık ki herkes herkese şefkat gösteremez

Merhamet ise canlı, cansız; sevilen, sevilmeyen; dost ya da düşman; herkese ve her şeye 

Gösterilebilir

Merhamet göstermek, merhametli olmak için merhamet gösterileni, merhamet edileni 

Sevmek gerekmez

Kin duyulan kimselere de merhamet gösterilebilir ama sevgi ve şefkat gösterilemez pek

Mevlana’yı seviyorum; beni sevdiği için değil, merhametli bir bilge olduğu için

Merhametlilik ise her düşünürde olmayan bir özellik

Bilgelik ise her yerde var

Batılı, Doğulu, Kuzeyli, Güneyli; dinli, dinsiz; genç, yaşlı; kadın, erkek; eğitimli, eğitimsiz

Yoksul, zengin herkesi, merhametli olmaya çağırıyorum, merhamete çağırıyorum

Sevginizi, şefkatinizi çok görüyor olabilirsiniz ama hiç olmazsa merhametinizi 

İnsanlığa çok görmeyiniz

İnsanlık, merhamet dilenmeye değer,

Timurlenk Montaigne’in sözünü ettiği zalimlikleri yapmışsa çok üzülürüm

Montaigne de önyargılarını, Türk düşmanlığını öne çıkarmışsa, bu savı için, o da üzülmeli

Deneme ve yaşam sevgisini, kuruntularının merhametsiz kılıçlarından geçirmemeli

Ben, deneme ve Batı sevgisini değil merhameti yeğliyorum

Yalnızca davranışta değil düşüncede de merhameti!

            

Necdet Gürçiftçi

2009-eylül tarihinde internette yayınlandı.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.